Nur İçinde Yat Büyük Ozan Reyhani (Ölümünün 1.ci yılı)

70’li yılları çok iyi hatırlıyorum. O zamanlar iletişim imkanları bugünkü gibi gelişmiş değildi... Genelde Türkiye ilgili haberleri radyodan dinlerdik. Bazen saatlerce uğraşırdık ancak cızırtılı bir ses ve bozuk çekimle yetinmek zorunda kalırdık... ‘Türkü Saati’ diye bir program vardı... Ben Reyhani’yi işte bu program sayesinde tanıdım... O söylediği zaman ev bayram yapardı... Babam, annem birbirilerine çaktırmadan ağlarlardı... Pek anlam veremezdim bu duygusal sahnelere...

Zamanla Reyhani’yi tanımaya özümsemeye başladığımda; onun devasa boyutlarında ki sanatını, güzelliğini ve bize ait olan parçalarını daha iyi görmeye başladım...

Kendine has üslubu; tiz ve derin sesi, o doyumsuz Erzurum şivesi ile söylediği her türkü bizi adeta büyülüyordu... Onun eserlerinde; türkülerinde kendimizi; özümüzü buluyorduk...

Tabii 33’lük plaklar çıktığında çok iyi hatırlıyorum; ilk onun plağını almıştı babam... Artık evimizin bir parçası, yüreğimizde açan güzelliklere vesile olan tatlı bir dosttu adeta...

Son demlerinde yazdığı ve okuduğu bir türkü vardı; O Erzurum’a küsmüştü; buruktu, içi kan ağlayarak Erzurum’u terkediyordu... Ve Boynu bükük giderken de mırıldanıyordu buruk buruk... Gidirem... Nur içinde yat büyük Ozan... Seni seviyoruz...

Öz canımdan çok sevdiğim Erzurum
Çaresiz dişimi sıktım gidirem
Gafillerden darbe yedi gururum
Kaderime boyun büktüm gidirem

Selam olsun ecdâd ile ebâya
Abdurrahman Gazi, Habip Baba'ya
Tuz ektiler çalıştığım çabaya
Emeğimi suya kattım gidirem

Kırılmış sazımı astım tavana
Çevirdim yönümü döndüm divâna
Gurbet kelepçedir yurdu sevene
Bilerek koluma taktım gidirem

Palandökenlerin sisli dumani
Engininde bulamadım gümani
Ezanlar okundu seher zamani
Üç kez geri döndüm baktım gidirem

Benim canım feda bin cana
Bin can az gelirse ikibin cana
Kırksene gözyaşı döktüm fincana
Kattım Karasu'ya aktım gidirem

 

Nazar ettim solu ile sağına
Sanki matem düşmüş yar otağına
Seyreyledim Palandöken dağına
Üç kez geri döndüm baktım giderim

Yel devirsin sebeplerin kökünü
Sırtıma verdiler sitem yükünü
Kırk senedir beklediğim ekini
Harmana dökmeden yaktım gidirem

Alnımız apaçık yüzüm karasız
Buna rağmen bırakmadılar yarasız
Tambura köyünden Emrah çaresiz
Ben de Erzurum'dan çektim gidirem

Reyhani'yim derdim gamım dinmedi
İftira darbesi cana sinmedi
Zeynel, Horasan'a gitti dönmedi
Bu da benim karabahtım gidirem

     
Reyhani Baba; biliyorum sen okyanus biz damlayız bu dalda; cüretimi af buyur... Ama sana özendik işte... CanBayburt olarak ta , bir şiir biz yazalım istedik... Bize verdiğinin çok ama çok küçük bir miktarını sana yolluyoruz... Allah gani gani rahmet eylesin...
     

Adın Yaşar mahlasın Reyhani
Bu dünyada kalan var mı hani?
Hakk’a yürüdün diye unutak mı yani?
Çaktırmadan çektin gittin Reyhani

Hep bizi yazdın bizi okudun
Nakış nakış; ilmek ilmek dokudun,
Hep güzel idin yüzümüzün akıdın
Aktırmadan çektin gittin Reyhani

Hayat idin can idi sazın
Gönül otağına laf idi yazın
Eğilmez bükülmez dosdoğru sözün
Döktürmeden çektin gittin Reyhani

 

Şimdi çıktın ‘Huzur’ katına
Hep üzüldük vefatına
Son kez olsun tabutuna
Baktırmadan çektin gittin Reyhani

Adnan bilir görkemini şanını
Yaşatmak için kararlıyım anını
Elimde kalan son nişanını
Taktırmadan çektin gittin Reyhani

Ozanımızın ‘Gidirem’ adlı eserini Özcan Türe seslendirdi.
Dinlemek için tıklayınız...

Hazırlayan: AdnanTokuç
Teknik Detay: Ali Can

 
[ Anasayfa ]  
Tanıtım Köşesi
 
19-Adem Devecioğlu'nun Reportajı 21.12.07
18-Binali Selman 11.12.07
17-Salih Temel 03.11.07
16-Coşkun Bayrak 03.11.07