Fakirliği oluşturan sebepler ve mücadele yöntemleri

        Dünyanın ortak sorunlarından biri olan fakirlik, sebepleri açısından, bölgelerine ve bölge insanı’nın hayatı algılayış yaklaşımlarına göre farklılık gösterirler. Ben bu yazımda yüzeysel olarak kendi memleketimin insanını fakirliğe iten sebepler üzerinde durmak istiyorum.

        Hatırlayacağınız gibi 28.02.08 tarihli yazımda göç realitesini konu edinmiş ve acizane faydalı olabileceğini umduğum konuyla ilgili bazı fikir ve tavsiyelerimi dikkatlerinize sunmuştum. Bazen çözüm zannedilen girişimler bölgenin sorunlarını dahada zorlaştırırken, girişimde bulunanlara da beklenilen faydayı ne yazıkki sağlamamaktadır anlamında bazı ifadelerde bulunmuştum. Otuz yılı aşkın bir zamandan beri yoğun olarak yaşanan göç ve gurbet’in getirdikleri ve götürdükleri üzerinde tecrübelere dayanarak biraz kafa yormak gerekmezmi? Elbetteki göç, bölgenin fakirleşmesinin ve çağımızda hızla gelişen dünyaya ayak uyduramayışın başlıca sebebi değildir. Asıl sebep çözüm olmayan fikirlerin kurtuluş reçetesiymiş gibi bilerek veya bilmeyerek lanse edilmesi ve toplumun ortak anlayışı haline gelmesidir. “Burada olmaz abi”; “İşmi yapacaksın, dışarı gideceksin abi“; „Çalışarak kazanılmaz abi“; „Bizim Şahmettin dün İstanbula gitti bugün paraya para demiyor abi“ gibi ifadelerin sıkca telaffuz edildiği bir ortamda, gençler bu tutarsız ifadeleri beyinlerine kazımasınlarda ne yapsınlar... Öyleya çözüm belli, geriye kalan uygulaması. Şunun şurasında birkaç otobüs bileti birde iki hafta yetecek kadar cep harçlığı oldumu iş tamamdır, gerisi Allah kerim. Peki daha sonrası???

        İsterseniz yukarıda sıraladığım siloganik ifadelere alternatif olarak birkaç siloganda ben ifade edeyim, belki daha işe yarıyor olabilir. “İstenirse olamaz olanlar bile olur abi“; „İş yapmak için belirli bölgeler değil birikim ve azim olması lazım abi“; „Allah geçerli mazereti olmadığı halde çoluk çocuğunun rızkı için çaba sarfetmeyenlere bereket ihsan etmiyor abi“; „Bir köy’ki otuz yıl önce 2000 nüfusun üzerinde, o günün şartlarına göre güzel bir köy. Otuz yıl sonra 1600 civarındaki nüfusuyla viraneye dönmüş olan o köyde, birşeyler acaba yanlış gitmiyormu abi?

        Böyle bir girişten sonra asıl konuya gelmek istiyorum. Öncelikle şunu belirtmek isterimki, fakirlik bir kader olgusu değildir. Kaldıki Kader kavramının da genel anlamda doğru anlaşıldığı kanaatinde değilim. Fakirlik sorumluluklarını yerine getirmeyen toplumların üzerinden Allahın rahmet ve bereketinin azalmsıdır. Veya başka bir ifadeyle, kendi yükünü sudan bahanelerle taşımak istemeyenlere verilmiş cazai bir müeyyidedir. Yani kısacası Çalışmamak = Fakirlik ; Fakirlik = Sefalettir.

        Ne enteresandır’ki çalışan insanlara sarfedilen sözlerden birisi şöyledir: „Yahu niye bu kadar çalışıyorsun! dünyada ölüm var, dünyayamı tapıyorsun! dünya dallı budaklıdır yutulmaz“ Burada sözkonusu ettiğim çalışma elbetteki dallı budaklı dünyayı yutmak gayesini gütmemektedir. Kaldıki bu ifadeyi sarfedenler neye tapıyorlar? Onların taptıkları çalışmamayımı emrediyor yoksa! Çalışmanın en verimsizi boşa çalışmaktır, o bile çalışmamaktan çok çok iyidir, çünkü bürgün doluya çalışma ihtimali vardır. İş varda bizmi çalışmadık diyenlerin mazeretleri, bir zamanlar „benzin varda bizmi içtik” diyenlerin mazeretlerine benzer. İş yoktur diyebilmek için iş’in ne olduğunu bilmemek gerekir. Küçük balık büyük balığa sormuş: Su diye birşeyden bahsediyorlar, bana onu gösterirmisin? Cevap: Sen bana ondan başka birşey göster, ben de sana onu göstereyim. Mazeret bulmak istedikten sonra alfabedeki 29 harf fevkalade yeterlidir.

        Ben bu yazımda gençlerimizin hayatın şartlarını lehlerine dönüştürebilecek enerji ve dinamizmlerini angarya işlerde heba etmemeleri hususunda dikkatlerini celbetmek istiyorum. Değerli gençler sizlere sunulmuş olan bu ortam elbetteki sizlere layık bir ortam değildir. Sizde sizden sonrakilere aynı ortamı miras bırakmak istemiyorsanız, rahmeti ve bereketi bol olan Allah’ın sizlere lutfettiği akıl nimetinden gerektiği gibi istifade ederek, daha iyi şartları oluşturabilir ve sizden sonrakilere miras olarak bırakabilirsiniz. Ancak bu durumun el yordamı marifetlerini aşan bir husus olduğunu aklınızda bulundurun.

        Son olarak sizlere Fakirliği oluşturan sebepler ve fakirlikle mücadele yöntemleri hususunda bazı başlıkları maddeler halinde sunmak istiyorum.

        Fakirliği oluşturan sebeplerden bazıları:

  • Tembellik
  • Az çalışıp çok kazanmayı hedeflemek
  • İhmalkarlık (Bugünün işini yarına bırakmak)
  • Vurdum duymazlık
  • Kalifiye eleman eksikliği
  • Yeterli istihdamın olmayışı
  • Üretim ve tüketimde dengesizlik
  • Mevcut olan potansiyelin değerlendirilememesi

        Fakirlikle mücadele yöntemlerinden bazıları:

  • Sorunları ciddiye alarak sağlıklı tespitler yapıp somutlaştırmak
  • Sorunlarla ilgili konular üzerinde yoğunlaşarak çözümler üretmek
  • Üretilmiş olan çözümleri fiiliyata geçirmek
  • Gerekli olan tüm sahalar için yeterli eğitim almak
  • Yeterli istihtam oluşturmanın yollarını aramak
  • Üretime yönelik kapsamlı çalışmalar gerçekleştirmek
  • Karşılıklı yardımlaşmayı esas almak
  • Geçiş devreleri için parasız iş gücünü değerlendirmek vs.

        Gençlerin mutlu yarınları için sevgi ve muhabbetlerimi sunuyorum.

        22.05.08

 
[ Anasayfa ]  
   
 Yorum ve Düşünceleriniz

Adınız Soyadınız:

E-Mail Adresiniz:

Yorumunuz:

Lütfen aşagıdaki güvenlik kodunu yazınız:



Yazarın Son Yazıları
 
14-Hukuk’mu iktidar kavgasımı! 03.04.08
 
Yunus Denizoğlu
email: y.deniz@canbayburt.com