BAŞBAKAN'A RAND MESAJLARI
23 / 06 / 2008
Taceddin Kayaoğlu*

(Diz Çökertmenin İkinci Hali)
Bu köşenin okuyucuları hatırlarlar, geçenlerde “Diz Çökertmenin Birinci Hali” adlı makalemizde özetle şunları söylemiştik; Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’nin başörtüsü ile ilgili verdiği karar doğal bir demokrasi sürecinin gereği olarak ortaya çıkmış bir karar değildir. Türkiye’ye bir operasyon yapılmaktadır. Yapılan bu operasyonun nedeni ise; ulusalcı Amerikancıların İran’a, İsrail’in ise Lübnan’a vurmaya hazırlandığı şu sıralarda Türkiye’yi bir kaos ortamına taşımaktır. Ve yine demiştik ki; Sayın Başbakan bu süreçte ya onların planları dahilinde hareket ederek bir şekilde kendilerine destek verecek, ya da partisi kapatılacaktır. Gerçi gündemdeki tartışmalar bize bu operasyonunun asıl hedefinin başbakan olduğunu da göstermektedir. Dolayısıyla onun etkisiz hale getirilmesi mümkün olursa, partisinin kapatılıp kapatılmaması herhangi bir şey ifade etmeyecektir.
Biz bunları düşünürken gündeme yeni bir belge düştü. ABD Savunma Bakanlığı, Pentagon’a bağlı bir araştırma-geliştirme (AR-GE) kuruluşu olan Rand Corporation’a hazırlattığı bir rapor yayınladı. 135 sayfadan mürekkep bu çalışmanın ismi “Türkiye’de Siyasal İslâm’ın Yükselişi”. Rapora, Angel Rabasa ve F. Stephen Larrabbee adlı uzmanlar imza atmış.
Raporun ayrıntıları Boyut Haber dahil diğer basın-yayın organlarında da yayınlandı. Meraklıları ilgili yerlerden geniş bir şekilde okuyabilirler.
Rapor, genel hatlarıyla Türkiye’de İslâm eksenindeki siyasî ve sosyal gelişmeleri, gelecekteki muhtemel senaryoları ve bunların ABD’ye yansımalarını konu ediniyor. Rand raporunda önümüzdeki on yılda Türkiye’ye yönelik 4 muhtemel senaryodan bahsediliyor. Bunlar; AKP’nin ılımlı, AB eğilimli bir yol izlemesi, sinsî İslâmlaşma, AKP’nin yargı tarafından kapatılması ve askerî darbe seçeneği.
Raporda en fazla dikkati çeken husus askerî darbe ihtimali üzerine beyan edilen fikirler. Söz konusu darbe ihtimalini kaleme alanlara göre; Kemalist idareci sınıf Türkiye’de hâlâ “büyük oranda hakim” durumdadır. Siyasette dinin kabul edilir rolünü tanımlayan çizgileri aşan herhangi bir hükümet, siyasî gerilime sebebiyet verecek ve muhtemelen askerî bir müdahaleyi tahrik edecektir. Devamla; askerî müdahaleyi “yumuşak darbe” ve “doğrudan müdahale” olarak ikiye ayıran raporda; eğer AKP, İslâmî gündem adına yoğun bir şekilde bastırırsa ve ordunun elindeki diğer tüm seçenekler de tükenirse ordu tarafından doğrudan darbenin ihtimal dışı tutulamayacağı söyleniyor.
Şimdi; bu rapor iki türlü okunabilir. Birincisi; bu raporu hazırlayanlar Türkiye’nin gelecek on yılı üzerinden siyasî fütürolojik tahminler yaparak bu noktaya gelmişlerdir. Amerikan dış politika belirleyicileri de bu tahminler üzerinden hareketle, yeni Türkiye senaryoları üzerine çalışarak “yeni Türkiye stratejileri” oluşturacaklar ve taşlarını bu belirlenmiş vizyonlar üzerinden oynayacaklardır. Eğer böyle ise devletlerinin çıkarları için makul bir çalışma yapmışlardır, diyebiliriz. Konu onlarla ilgilidir, kendileri bilirler.
Oysa ikinci muhtemel okuma şudur; Devletlerarası ilişkilerde stratejik tahminler, tahmin olmanın ötesinde tahmini yapanların istedikleri şeyler olarak belirir. Söylemek istediklerini bu tip raporlar üzerinden dolaylı olarak iletirler. Sayın başbakanın kişiliğinde AKP’ye söylemek istedikleri şey şudur; Bizim Ortadoğu’da yapmak istediklerimiz var. Burayla ilgili düşüncelerimizi hayata geçirirken, önümüze engel olarak çıkma, farklı bir inisiyatif kullanma, hesaplarımızı alt-üst etme. Yok eğer bunun aksi istikamette hareket edersen senin için askerî bir darbe seçeneği her zaman hazır olarak bekletilmektedir.
Bu mümkün mü? Mümkün. Çünkü Türkiye’de AKP’yi istemeyen bazı kesimler eminiz ki; ulusalcı Amerikalılar ile birlikte “Şahinlerin Dansı”nı yapmaya hazırlar. Bizimkiler için asıl önemli olan AKP’nin sistemden uzak tutulmasıdır, yoksa İran ve Lübnan üzerine yapılması muhtemel operasyonlar ve bunların bölgede ortaya çıkaracağı sonuçlar değil.
Peki başbakan için önündeki muhtemel senaryolar nelerdir?
1- Roma’ya saldıran Epirus’lu Komutan Pirus’un zaferi.
2- Spartalı Kral Leonidas’ın Pers Kralı önünde diz çöktüğü an ve sonrasında yaşananlar (Meraklıları “300 Spartalı” filmini seyredebilirler).
3- Amerikalılara Türkiye’nin bölgedeki derin tarihî köklerini hatırlatmak ve bu köklerin günümüze yansıyan temsilcilerinin ulusalcılar olamayacağını göstermek.
Ne mi olacak?
Konuyu bizzat Başbakanın vereceği karar şekillendirecek ve bizler;
Bekleyip göreceğiz...
|