DİZ çökertmenin birinci hali

Türkiye, ya onların çıkarları doğrultusunda hareket edecek, ya da ne suretle olursa olsun Ortadoğu ve Arap coğrafyasından uzak tutulacaktır.

15 / 06 / 2008

Taceddin Kayaoğlu*

Anayasa Mahkemesi’nin başörtüsü ile ilgili olarak aldığı karar Türkiye’de “demokrasi” merkezli yoğun tartışmaların yaşanmasına neden oluyor. İptal kararını uygun görmeyenler demokrasi adına meclis iradesine yukarıdan bir azınlığın müdahale etmesinin doğru olmadığını ifade ederken, yerleşik düzeni temsil eden karşıtları ise pek de hukukî olmayan ideolojik eksenli tanıdık yaklaşımları ile söz konusu karara meşruluk kazandırmanın arayışı içine girmiş bulunuyorlar.

Gelinen bu noktada birkaç hususun gözden uzak tutulmamasında fayda var. Şöyle ki; gerek Batı demokrasisinin gerekse de Doğu cumhuriyetinin menşeleri bu iki kavramın hangi şartlar altında ortaya çıktığını bizlere göstermesi açısından önemlidir. Latince “halk” ve “iktidar” kelimelerinin bileşiminden meydana gelmiş olan demokrasi; İyon ve Yunan üzerinden Batı Avrupa’ya taşınarak, 1215 tarihli Magna Carta (Büyük Şart) ile İngiltere merkezli olmak üzere bu coğrafyada kök salmış, Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi (1776), Fransa’da Kurucu Meclis üyeleri tarafından hazırlanan ve kabul edilen İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannâmesi (1789) ve BM İnsan Hakları Evrensel Beyannâmesi (1948) ile de evrensel bir etki alanına sahip olmaya başlamıştır. Cumhuriyet kavramının da bizim tarihimizde kökleri araştırıldığında görülür ki; Hz. Peygamber (sav)’in vefatından sonra O’nun yerine gelecek devlet başkanlarının seçiminde çoğunluğun reyi esas alınmıştır. Emevî halifesi Muaviye’nin oğlu Yezid’i kendi yerine getirmek için devlet başkanlığını babadan oğula geçiren bir sisteme çevirmesine kadar da bu gelenek etkinliğini siyasal zihinlerde canlı tutmuştur.

 

Gerek İyonya, gerek Yunan ve gerekse de Medine kentlerine bakılınca görülür ki; demokrasi veya cumhuriyet sistemlerinin varlık alanına çıkmasının nedenleri bir arada yaşayan insanların iradî tercihlerinden kaynaklanan iç yapı (klan-kent veya devlet) tartışmalarıdır. “Hak alma”, “hak verme” veya “yönetimde tercih kullanabilme” gibi niyetler demokrasinin veya cumhuriyetin temellerini atmıştır.

 

Bugünlerde Türkiye’nin gündemini yoğun bir şekilde meşgul eden Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı ise “ortaya çıkışı itibariyle” demokrasi eksenli bir tartışmayı başlatacak “iç yapı ihtiyacı”ndan kaynaklanan niteliklere sahip değildir. Çünkü, Türkiye bu noktaya doğal bir hak arama ve demokratik tartışma sürecinin gereği olarak gelmiş olmadı. “Örtülü bir operasyon” ile karşı karşıyayız ve bu operasyon Türkiye’ye karşı “başörtüsü" üzerinden yürütülüyor. Nasıl mı?

 

Bir; “Ulusalcı Amerikan güçleri” veya “Şahinler” dediğimiz grubun etkisiyle Amerikan Devleti İran’a karşı müdahaleye hazırlanıyor. İki; aynı eksende İsrail’in Lübnan’a karşı düzenleyeceği operasyonlardan bahsediliyor. Bu iki durum da Türkiye ile yakından ilgili. Çünkü bölge -kim ne derse desin- bizim arka bahçemiz. Bu coğrafya ile derin tarihî bağlantılarımız var. Geçenlerde yazdığımız “Hesaplan(a)mamış Rekabet” isimli makalemizde bu konuya genel hatlarıyla değinmiş ve demiştik ki; “Ortadoğu ve Arap coğrafyasında Amerika önceleri hesaplayamadığı bir güç ile, yani Osmanlı mirasını devralmış Türkiye ile karşı karşıya gelecektir.” Anlaşıldığı kadarı ile Neo-Conlar artık bunun farkındalar ve Türkiye’yi Osmanlı’nın miras bıraktığı alanın dışında tutmanın planlarını yapıyorlar. İsteklerini muhtemel iki ayak üzerine oturtmuşlar gibi; Türkiye, ya onların çıkarları doğrultusunda hareket edecek, ya da ne suretle olursa olsun Ortadoğu ve Arap coğrafyasından uzak tutulacaktır.

 

Dick Cheney Türkiye’ye gelince hangi kulislerde kiminle ne görüşür, Michael Rubin hangi bağlantılarla bizim en hassas kurumlarımızda konferanslar verir? Bilmiyoruz, ama artık ayan-beyan fark ettiğimiz bir şey var; Amerikalı şahinler Türkiye’de kendilerine destek bulmuşlar. Onları destekleyenler başörtüsü üzerinden birinci aşamada Tayyip Erdoğan’a diz çöktürmenin ilk aşamasını gerçekleştirdiler. Sonra ne olacağa gelirsek; Başbakan onların istediklerine boyun eğer ise -muhtemel ki- partisi (AKP) kapatılmayacak, yok eğer eğmez ise AKP kapatılacağı gibi, Türkiye içine düşürüleceği kaos ortamı ile Neo-Conların çıkar alanlarından uzak tutulacaktır.

Sahi bu Ergenekoncuların şefi Rubin olmasın; “Büyük abi” yani… Yok yok, aslında Cheney’e abilik daha fazla yakışır, ağır adam…

 

 

Kaynak: boyuthaber.com
 
[ Anasayfa ] [ Menü ]
 
Yazarın Son Yazıları