Saygıdeğer Hemşehrilerim,

            Sizlere bu sütundan, dernek faaliyetleri ile ilgili bazı bilgi, deneyim ve birikimlerimi paylaşacağım... Sizlerinde bildiği gibi; dernek faaliyetlerinde en önemli olan faktör, insanların bir araya gelip; sevgi ve saygı çerçevesi içerisinde, birbirleriyle olan iletişimini güçlendirmek ve bu ilişkiyi daha ileri götürebilmektir.
            Derneğimizin kuruluş tarihi olan 25.05.2002 tarihinden önce, 15 yıllık bir cemiyet hayatı içinde olmam, benim için son derece güzel bir tecrübe birikiminin oluşmasına vesile teşkil etmiştir... Derneğimizin kurucu üyelerinden olup hala başkanlığını yürütmekteyim... Bu görevi de büyük bir iftiharla yapmaktayım... Son seçimlerde bana gösterilen teveccühden de anlaşılacağı gibi; sayın üyelerimizin hizmetlerimizden memnun kaldığını müşahade etmek bize cesaret ve şevk vermiştir...
            Dernekçilik; birilerinin tekelinde olmayıp, seçilmiş bir yönetim üyeleri tarafından oybirliği ile belirlenmiş olması; o üyelerin samimi güvenlerini de ortaya koyması açısından dikkate değerdir. Bu bağlamda bu kararı alan yönetim kurulu üyelerine, belli bir olgunluk çerçevesi içerisinde, saygılı, seviyeli ve de disiplinli bir dürüstlük anlayışı içerisinde kabüllenme gösterilmesi o kişinin değerini ve kalitesini ortaya koyar...
            Değerli Hemşehrilerim, hanımların faaliyetlerine önem verilmelidir diye düşünüyorum. Zira hanımların olduğu yerde ‘Bereket’, ‘Temizlik’, ‘Olgunluk’ hep ön plandadır... Ayrıca hanımların iletişim konusunda daha becerikli oldukları ortadadır... Bu gerçeklerin ışığında hanımları bu tür faaliyetler ortamına daha fazla özendirmemiz gerektiğine inanıyorum.
            Sevgili Peygamberimizin belirttiği gibi ‘Müslüman akıllı, temiz ve zengin olmalı’ bunun yanısıra ümmetçilik anlayışına da önem vermemiz ve hemşehricilik anlayışını ön planda tutmamız gerektiğine inanıyorum... İlk etapta yapılacak bir hayırlı işte –izdivaç- önceliklerimizi dışarda aramak yerine; kendi kültürümüzden olan insanlardan seçmemiz daha akıllıca bir davranış biçimidir... Bu sayede kendi benliğimize bağlı ve örfümüzü özümsemiş olan aileler yokolmaz aksine daha da gelişir...

Sözlerimi Bayburt’un ulu çınarı olan Şair Zihni’den bir dörtlük yazarak noktalamak istiyorum:

Bu dünyaya sanki vefa gelmemiş;
Gelmişse de bir kimse de kalmamış
Kim var ki dostunda cefa görmemiş
Cihan da bir söze duran mı kaldı?

Yüzünde dostlar ki değme keyfine
Gıyabda kinliği yetirir yine
İki yüzden yetişti sine
Süleyman tahtını sanki mar almış...

 

Saygılarımla
 
[ Anasayfa ]  


Yazarın Son Yazıları
 
 
Yokman Bayram
lokman_69@hotmai.de