Genel Tarih
Anadolu'da İ.Ö. 1700'lerde 1200 lere kadar hüküm süren Hitit kaynaklarından
"Azzi-Hayaşa" olarak anılan bölge, Baybuyrt'unda içinde bulunduğu
Doğu Karadeniz bölgesinin iç kısımlarıdır.
Azzi ve Hayaşa adları genellikle birlikte geçmektedir. Hitit devletine
zaman zaman yarı bağlı hatta bir kezde Kral Tuthalia III zamanında krala
baş kaldırmış olduğu kaydedilen Hayaşa Beyliğinin yeri için Erzurum ile
Erzincan arasındaki topraklardan kıyıya kadar uzanan bölge gösterilmektedir.
Bu beyliğin daha Asur kolonilerini çağında var olduğu Asura hatti ülkesinden
sevk edilen gümüş maddenin buradan elde edildiği sanılmaktadır.
İ.Ö. 9. YY. Da Urartu egemenliğine giren bölge İ.Ö. 720-665 yılları arasında
kafkaslar üzerinden gelen kimmer ve iskit akınlarına uğramıştır. İ.Ö. 5.
YY yazılan herodot tarihinde ise bölgenin adı "Haldiler"
in ülkesidir. Ancak bütün bu tanımlamara karşın Xenophon'un "Anabasis"
adlı eserinde bölgenin birbirinden farklı diller konuşan küçük kabilelerle
dolu olduğuna tanık oluyoruz. Bu sıralarda İran Azerbeycanından gelen büyük
Medler Kızılırmağa kadar ve kısa bir süre sonra onların yerini almış olan
Persler ise bütün Anadoluya egemen olmuşlardı. Pers İmparatorluğu
"Satraplık" denilen büyük eyaletler halinde yönetiliyordu.
Pers Kralı II. Daranın Küçük oğlu Erdeşir (Atraxerxer) Batı Anadoluda
Satrap olarak bulunuyordu. Babasının ölümünden sonra onun yerine tahta
çıkan ağabeyi Keyhüsrev'i (Kiroz) devirip yerine geçme hevesine kapıldı.
İ.Ö. 401 yılında Ege'den ve Yunanistan'dan 10.000 paralı aske tuttu bu
orduyla Konya Tarsus yolu izleyerek Frat ırmağına kadar ulaştı. Amacı Mezopotamyadaki
Krallık Başkenti Susuya ulaşmak idi. Kunaksa'da Keyhüsrevin ordusu ile
karşılaştılar Erdeşir çarpışmanın daha ilk anlarında öldü.
Onu tahta çıkarmak için yola çıkan 10.000 paralı askerin amaçı bir anda
ortadan kalkmış oldu. Keyhüsrevin tuzağına düşmekten korktukları için bu
kez Dicle ırmağı kuzeye doğru kaçmaya başladılar. Mezopotam'ya daha sonra
Bitlis Malazgirt Patnos yoluyla Doğu Anadoluya çok maceralı ve tehlikeli
bir kaçış yolu izlediler. İşte sözünü ettiğimiz Xenophon bu sefere gönüllü
katılmıştı. Dönüş yolunda kumandanlık gibi büyük bir görev üstlenmişti.
Bayburt ve yöresi hakkındaki ilk somut bilgilere onun "Anabasis"
adındaki sefer güncesinde restlıyoruz. Birinci Konu: Onbinler Doğu Anadolu'da
geçtikleri hiç bir yerde bir kente rastlamamışlardı. Karşılaştıkları Xenophon'un
kendi deyimi ile ilk "Büyük kalabalık ve zengin" şehir o zaman
ki adi "Gymnias" olan Bayburt'tur. Bu Bayburtun en az 2500 yıllık
bir kent olduğunun kanıtıdır. İkinci konu: Xenophon'un Baybuyt civarında
dar bir alanda yaşayan halkı "Skythen" olarak adlandırılmasıdır.
Anadoluda bir yığın kabile arasından geçmiş ancak başka hiç bir halkı
"İskit" olarak tanımlamamıştır. Bundan şu sonuç çikartilir: Bayburtun
o zaman ki halki bir-iki y.y önceki Iskit akinlarina bu dar alana yerleşip
kalanlarin soyundandir. Bizim "Saka" olarak adlandırdığımız İskitler
Tanrı dağlarından Güney Rusya düzlüklerine kadar yayılan ve eski Türklere
pek çok benzerlikleri göçebe kavimlar topluluğuydu. Maden işleme sanatinda
ileri olduklarindan bunlari belkide bu yöredeki zengin gümüş madenleri
buraya çekmişti.
Anadoluda akınları sırasında başka yerlere tutunamadıkları halde bu dar
bölgede yerleşip kaldıkları anlaşılıyor. Bayburtlu İskitler Helenlere düşmanca
davranmadılar onlara beş gün içinde denizi görebilecekleri bir yere götürecek
bir kılavuz verdiler.
Onbinler gerçektende 5 gün yürüyerek belki Soğanlı dağını aştıktan sonra
belkide Ziganalara varıp Xenophon'u "Tekhes" dediği bir tepeden
Karadenizi gördüler ve "Deniz deniz" diye bağrışarak en coşkulu
ve sevinçlı anlarını yaşadılar. Kendilerine kılavuzluk eden Bayburtluyu
armağanlara boğdular.
Xenophon İskitlere komşu Halibler ve haldiler den de söz etmektedir.
İleri tarihlerde dahi bu bölgeden "halipya" yada "haldiya"olarak
söz edilecektir. Halipler demiri ilk işleyen uluslardi. Haldi halkı ise
adını bir urartu tanrısından aluyorlardı. Perslerin anadoludaki uzun süren
egemenliğine iskender son vermiştir.
Ancak ne iskender nede komutanlarından biri bu bölgeye ulaşamamiştir.
I.Ö II. yy'da doğu karadenizde puntus krallığı kurulmuş ve kısa zamanda
roma imparatorluğunun korkulu rüyası haline gelmiştir. Krallığın sınırları
kırma ve ege ye kadar uzanmıştır. Tarihçelere göre pontus devletinin rumlarla
hiç bir ilişkisi yoktur. Tersine batıdan gelen roma imparatorluğu saldırısına
karşı anadolunun bir savunma hareketidir.
Krallarıda mihirdat (mitridates) adını taşır ve pers asıllıdır. Onların
egemenliği altında yeli halk eski ilkel yaşantisin sürdürmekte idi. Pontus
krallığı egemenoldığu bölgelerden vergi yarine daha çok asker alırdı.
Bu işi özellkle karadeniz siradaglrinin arkadinda ki vadilerde yaşayan
topluluklarda uygulardi. Ayrıca askeri gücü ve serveti karadan gelecek
düşmana karli savunmak amaciyla buralardaki stratejik noktalara bir dizi
büyük bir olasilikla ilk kez bu dönemde yapılmış ya da basit olarak bir
temeli varsa berkitilmiş olmalıdır.
Roma ordularının İ.Ö. 65 yılında başlattığı saldırılar sonucunda Pontus
Devleti yıkılmış ancak bir kısım hazinenin saklandığı bayburt kalesi İ.Ö.
40lı yıllara kadar direnerek düşen en son kale olmuştur. Bölge roma egemenliğine
girdikten sonra da önemli bir roma ordugah merkezi olan kelkit sadak köye
kadar ulaşan greko-romen şehircilik anlayişi ve kültür yapisi bayburta
yansimamiştir buna karşin giderek önam kazanan trabzon limanini asya ya
baglayan ticaretyolunun üzerinde olmasi bayburta stratejik bir önem kazandirmiştir
dogu roma imparatoru justinianus zamaninda kalenin onarildigina ve kale
içinne bir kilise yaptirldigina dair bilgiler bulunmaktadir Çoruh vadisi
arap akınları ile daha halife ebubekir ve ömer zamanında tanışmıştır.
Emezi oeduları 705 yılında bu gölgeyi yağmalayıp ele geçirdiler.715 te
bizanslılar geri aldılar Bizans anadoluyu araplara karşi daha dinamik
bir biçimde savunabilmek için tema adindaki askeri valilikleri küçülttü.
İmparator teopohilos 829-842 zamanında merkezi erzurum olan yeni bir "
haldiya eyaleti kuruldu . eyaletin metropolit merkezi trabzon du bayburt
buraya bağlı yedi piskoposlıktan biri idi.
850 yılıda malatyanın arap valisi emrindeki tüek birliklerle trabzon
yöreinin istila etti.bu tafihten itibaren bayburt çevresi müslüman türkler
ie bizans yönetimi arasında sürekli çekişme alanı oldu . Çünkü artık Yürkmenler
de Azerbaycan üzerinden Anadoluya'ya doğru yayılmaya başlamışlardı Romanos
II zamanında 960 yılında Anadolu'daki Oğuz sayısı ikiyüzbin çadırı bulmuştu
1048 yılında Haldiya eyaletinin kırsal kesimi bütünüyle Türklerle dolmuştu
1054 yılında Büğük Selçuk sultanı Van civarındaki kaleleri birbir fethederken
üç kola ayırdığı kuvvetlerinin bir bölümü'de bu bölgeye gönderilmişti.
Bayburt'ta selçuklu kuvvetlerine paralı Frak askerlerinden kurulu bir Bizans
birliği hücum etti.
Selçuklu kumandan şehit oldu ancak yapılan bu akınlar sonucu yöredeki
pek çok kale gibi Bayburt'da fethedildi.1057yılınnda Çağrı bey'in oğlu
Yakuti'nin Azerbaycan üzerinden sevk ettiği birliklerde bölgelerdeki Türk
yayılmasını pekiştiren bir akın oluşmuştur.
1071 Malazgirt zaferinden sonra Türkler Anadolu'ya daha yoğun bir biçimde
göç etmeye başladılar.Emir Abdul Kasım 1074'te Erzurum'da ve Çoruh havzasında
eğemenlik kurdu,1080'de Saltukoğulları devletinin temellerini attı.1081'de
Ebu Yakup ve İsa Börü adlı kumandanları Karsı,Ardahan'ı Gürcistan içlerine
kadar uzanan yerlere kadar zaptettiler ve kıyı kesimlerini haraca bağladılar.
Erzurum Emirliğinin sınırları Soğanlı ve Zigana dağlarıydı.
Bayburt'da Selçuklu devletine tabi bu emirliğin sınırları içindeydi.Diğer
yandan Emir Mengücük de Erzincan Emirliğini kurmuştu. Bayburt Mengücükoğullarının'da
etkisini hissetmiştir.Bizans batıda Normanlarla uğraştığı için Doğu Anadoluda
olup bitenlere karşı çaresizdi.'
Emir danişmend Türklerce iskan edilmiş bölge halkını rahatça kendi egemenliği
altında toplamaktaydı. Danişmend Bayburt ve civarının yönetimini Emir
Sulu Bey'e verdi. Trabzon kentinin Hıristiyan valisi de Danişmendlilere
vergi veriyordu. Trabzon Hıristiyan bir yönetim bırakmak , Müslümanların
denetimindeki Asya ve Arabistan'la bağlantısı olan ticaret yolunun Bizans'la
, Rusya'yla ve öteki Avrupa ülkeleriyle temaslarında sürekliliği sağlayan
radikal bir çözümdü. Bundan sonra, bu bölgedeki gelişmeler Türk Beylikleri
ile Bizans Tekfurları arasında zaman zaman çatışmalar, rekabetler ama
genellikle akrabalıklara dayanan bir dayanışma biçiminde gelişecektir.
Trabzon ise Bizans'tan ayrı bir Rum devletinin başşehri olacaktır. 1096'da
Birinci Haçlı Seferi sırasında Bizans İmparatoru Aleksi ordusunu Danişmendliler
üzerine gönderdi. Aynı anda Trabzon'un Bizans yanlısı valisi Teodor Gabras
da Gümüşhane ve Bayburt'u zaptetti. Emir Danişmend Trabzon kuvvetlerini
Şebinkarahisar'da yendi. Danişmendin oğlu Seyfettin İsmail Bey , Bayburt'u
kurtardı. Selçuklu Sultanı Kılıç Aslan , Haçlılarla savaşıyordu. Bu arada
Emir Danişmend'in ölümü üzerine Trabzon'lular yeniden hücuma geçtiler.
Bayburt bir kez daha ellerine düştü. Ancak kısa bir süre sonra Gazi İsmail
Han Bayburt'u ikinci kez kurtardı. Ne var ki , Trabzon ve Haldiye eyaletinin
kıyı kesimi Danişmendliler in elinden çıkmıştı. Teodor Gabras Bizans egemenliğine
de son verip kendini bağımsız derebeyi ilan etti.
Bu arada 60,000 kişilik bir Tükmen kitlesi bölgeye girip yerleştiler. Reisleri
Emir Şemseddin Muhammed Türkmani idi. Bayburt'u merkez yapıp civar yaylalarda
sürü otlattılar yada komşu bölgelerde yağmalar yaptılar. Moğol istilası
sırasında Muhiddin Pervane'nin başvuruşu üzerine Toku Noyan adındaki kumandan
buraları istila etti. Azad Musa adında birinin idaresindeki 1000 kadar
göçer Türkmen bölgeye zarar veriyor gerekçesiyle Çoruh ve Kelkit vadilerinde
Denizli taraflarına göç ettirilmişlerdi. Anadolu Selçuklu Sultanı Süleyman
Şah devleti yeniden güçlendirmek isterken Amasya Emiri Ergun Han, Erzincan
Emiri Muzaffereddin Mehmed ve Erzurum Emiri Alaeddin Ali'yi karşısında
birleşmiş buldu. Üzerlerine yürüyüp bu emirlikleri ortadan kaldırdı. Kardeşi
Mugisüddin Tuğrul'u Erzurum'a vali yaptı. O da Trabzon tehlikesine karşı
Erzurum ve Bayburt kalelerini güçlendirdi. Bayburt kalesi yeniden yapılırcasına
onarım gördü. Kale dışında inşa edilen Ulu Cami, Bedesten , Mahmudiye
ve Yakutiye medreseleri gibi yapılar Selçuklu döneminde Bayburt'un önemli
bir kültür merkezi haline geldiğinin kanıtlarıdır.
Dördüncü Haçlı Seferinde Latin işgaline uğrayan Bizans'tan kaçan İmparator
Aleksi Komnen'in 1204'de Trabzon'a gelerek, bağımsız Rum Devletini kurması
Bayburt'un bir serhat kalesi olarak önemini arttırmıştır. Anadolu'da boy
gösteren Harizimşahlar'la anlaşan Trabzon Kralı Andronikos devletini büyütmüş.
Bu arada Bayburt'u da zaptetmişti. Sultan Alaeddin Keykubad'ın oğlu Gıyaseddin
Keyhüsrev ile birlikte çıktığı Trabzon seferinde Selçuklu Ordusu Bayburt'u
geri aldı. Ordu Bayburt'ta ikiye ayrıldı, iki kolda Trabzon'a saldırdı.
Anadolu'nun Moğollarca istilası sırasında Trabzon'daki Ceneviz kolonosi
de büyük ölçüde örgütlenmiş ve önemlerini arttırmıştır. Avrupa'da ticareti
elinde tutan bu denizci devlet ilhanlılarla ticaret anlaşması da yapmıştı.
Ayrıca Bağdat'ın Moğollarca yıkılmış olması geleneksel ipek yolunu Ortadoğu
üzerinden İlhanlı devletinin başkentini denize bağlayan Tebriz-Trabzon
yoluna kaydırmıştı. Bayburt'un bu yol üzerinde olması önemini bir kez
daha arttırmıştır.
Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu'ya 1284'te itibaren yurtluk arayan yeni
Türkmen göçleri oldu. Ahi Ahmed-i Zencani gibi bir çok kişinin adını önüne
"Ahi" sözcüğünün gelmesinden , taht kavgalarıyla merkezi Selçuk
otoritesinin zayıfladığı ve Batıda Osmanoğullarının gelişme gösterdiği
yıllarda Anadolu kentlerini etkisi altına alan Ahiliğin, Bayburt'a da ulaşmış
olduğu ve burada ahilik geleneğine özgün bir yönetimin kurulduğu anlaşılıyor.
Ahi örgütünün töre ve çalışma düzenini saptayan en eski fütüvvetnamelerden
birisi 1290'da Bayburt'lu Ahi Ali tarafından kaleme alınmıştır. 1320'den
sonra İlhanlı devletinin yerini Uygur Türklerinden Aleaddin Eratna'nın
kurduğu Eratnaoğulları devleti aldı. Eratnaoğulları , ahiliğin koruyucusu
olmuşlardır. Bayburt'ta Maden bölgesinde çıkarılmış gümüş ile, Selçuklu
, İlhanlı Sultanları ve Eratna'lı emirler adına sikkeler kesilmiştir.
Osmanlılar için Söğüt ne ise , Akkoyunlular için Bayburt odur. Çünkü yüzyılı
aşkın bir süre saltanat süren ve Sivas'tan Horasan'a kadar çok geniş topraklara
yayılan Akkoyunlu Devleti'nin çıkış noktası burasıdır. 14.yy.da , Bayburt
yöresinde sözü geçen Akkoyunlu aşiretiydi. Akkoyunluların reisi Diyarbakır
Emiri Turali Bey'di. Dede Korkut öykülerindeki Kan-Turalı bölümünün bu
Emir ile ilişkisi açık bir gerçektir. 1349'da Turali Bey Turali Bey ile
Bayburt Emiri Mahmut Rikabtar ve Erzincan Emiri Gıyaseddin İnebağ birlikte
Bayburt'tan Trabzon üzerine yürüdüler.
Cenevizliler de Trabzon donanmasını yaktılar. Trabzon'u yeni anlaşmalara
zorladılar. Trabzon'un yeni İmparatoru Aleksi Komnen III, Türkmenlerin
bir gün Trabzon devletini yıkmaların korkuyordu. O yüzden onlarda dostluk
kurma yolunu seçti. Kız kardeşi Maria Despina'yı Turali Bey'in oğlu Fahrettin
Kutlu Bey'e verdi. İleride Akkoyunlu aşiretini devlet haline getirecek
Karayülük Osman Bey, işte bu evlilikten doğmuştur. Kutlu Bey,1365'te eşi
Despina ile Trabzon'daki eniştesini ziyaret etmiş, sekiz gün kalmıştır.
Buna karşılık Aleksi ise 1366'da tarihçi Panaretos ve maiyetindeki 2000
atlı ve yaya ile Bayburt'a gelerek birkaç gün burada kalmıştır.1389'da
ölen Kutlu Bey'in türbesi halen Bayburt'un Çayıryolu köyünde ,kendi adını
taşıyan caminin yanındadır.
1377'de Türkmenlerle Trabzon arasındaki yine sürtüşme çıktı. Aleksi , bu
kez prenseslerinden birini Halibya Emiri Süleyman Bey ile birinci Erzincan
Emiri Mutarharten ile birini Niksar Emiri Tacettin Bey ile birinide Gürcü
Kralı Bagrat ile evlendirirken Akkoyunlu Emiri Kutlu Beyin oğlu ve aynı
zamanda kendi yeğeni olan Karayülük Osman Beyi de ihmal etmedi. Bir kızınıda
ona verdi. Trabzon Kral Kızlarının Dede Korkut öykülerinde dedir. Kutlu
Bey ölünce yerine oğlu Ahmet Bey Bayburt Emiri oldu. Karakoyunluların
himayesindeki Erzincan Emiri Mutaharten Bey de Selçuk Tahtını gaspetmiş
olan Kadı Burhanettin'e karşı savaştı ve onu ortadan kaldırdı. Akkoyunlu
devletini kurdu. Timur'un 1402 Ankara savaşını kazanmasından sonra bölge
bir süre için Timur'un oğlu Mirza Halil Sultan'nın yönetimine verdi.
Bizans Osmalı fethedilince Fatih Trabzon'u da vergiye bağladı. Trabzon
kralı Fatih'e vergi vermektense Akkoyunlular ile anlaşma yoluna gitti.
Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan Bey bir kez daha bir kral kızı ile evlenmiş
ve Trabzon Kralları ile akrabalık yenilenmişti. Uzun Hasan Fatih'e yeğenini
elçi göndererek Trabzondan vergi alınmamasını istedi. Aksi halde Fatih'in
dedesinin Uzun Hasan'ın dedesine vermeyi kabul ettiği verginin birikmiş
altmış altmış yıllığı birden isteyeceğini bildirdi. Fatih "olur önümüzdeki
yıl kendim gelir borçumu öderim" diye haber gönderdi. 1461 yılında
Fatih'in donanması Karadenize açılırken kendiside kara ordusu ile yola
çıktı. Erzincan'a kadar gelen Fatih'in niyetini anlayan Uzun Hasan Annesi
Sara Hatunu Fatih'e elçi olarak yolladı. Sara Hatun oğlunun bağışlanmasını
istedi. Fatih ona anne diyerek saygı gösterdi. Uzun Hasan'ı Trabzon Kralına
yardım etmemek koşuluyla affedeceğini söyledi. Elçilerden yalnız birini
haberci olarak Uzun Hasan'a gönderdi. Heyeti ve Sara Hatunu Trabzon alındıktan
sonra göndereceğini söyleyip beraberinde Bayburt'a getirdi.
Fatih Bayburt civarın üs olarak kullandı. Tıpkı yıllarca önce Alaaddin
Keykubat'ın yaptığı gibi ordusunu burada ikiye ayırdı. Batıdaki Rumeli
ordusunu Sadrazam Mahmut Paşa'nın emrine verdi kendiside doğudan Trabzonun
fethine çıktı. Fatih'in Otlukbeli zaferinden sonra bile Bayburt bir süre
daha Akkoyunluların daha sonrada Safevilerin egemenliği altındaydı. Yavuz
Çaldıran zaferinden sonra Tebrize giderken Bayburtun fethi için vezirlerinden
Bıyıklı Mehmet Paşayı göndermiş fetih 17 Ekim 1514 'te gerçekleşmiştir.
1553'de Şah Tahmasb'ın Bayburt üzerine karşı saldırısıda Osmanlıların
galibiyeti ile sonuçlanmıştır.
Tarihi kaynaklardan Safevilein etkin oldukları dönemde bölgenin büyük bir
yıkıma uğradığı anlaşılıyor. Osmanlıların eline geçtikten sonra yapılan
ilk yazımda Bayburt'a bağlı 384 köyden 231'nin yıkık ve boş olduğu belirtilmektedir.
Osmanlı döneminde Bayburt bir sancak merkezidir. Evliye Çelebi Bayburt
için Erzurum vezirinin hass-ı hümayunundan ayrılma subaşılıktan yüzelli
akçelik kazadır Kadısının senelik geliri altı kesedir. Kale ağası , kale
neferleri , şeyhülislamı, nakibüleşrafi, ayan ve sipahisi, kethüda yeri
yeniçeri serdarı vardır diye yazıyor.
Evliya çelebi kale içinde üçyüz kadar,şehirde ise toprak damlı bin ev
olduğunu kaydediyor,FATİH,fetihten sonra Tire şehrinden buraya üçbin kadar
adamı sürgün etmiştir.Halkının çoğu bu Tirelilerden çoğalmadırdiye yazıyor.Kentin
4 camii,3 hamamı,şer'i Mahkemesi,2 Medresesi,3 Derviş tekkesi,Sultan boyahanesi,üçyüz
dükkan,bir hanı ve bir de bedesteni varmış. 19.yy. sonlarında Şemsettin
Saminin ''Kamus-ül ALAM''ında 3 hamam,481 dükkan, 40 han,1 tabakhane,1mumhane
ve 1 boyahaneden bahsedilmektedir.1828 de Osmanlılar Yunanistan la savaş
halindeyken bunu bahane eden Çarlık Rusyası,Erivan Kontu Paskeviç yönetimindeki
ordularıyla doğudan Osmanlı topraklarına saldırmışlar.
Yeniçerilerin iki yıl önce kaldırılmış olması, yeni ordunun ise hem sayıca
hemde deneyim olarak yetersizliği yüzünden İstanbul Doğu sınırlarıyla
yeterince ilğilenemedi.Erzurum valiliğine Atanan Salih Paşa ancak savunmaya
yönelik tetbirler alabildi.Buda başarılı olmadı.sekiz tenmuz da Erzurum
teslim olmak zorunda kaldı Osmanlı ordusu çekildi.Ruslar,Trabzon yolunu
kontrol altına almak üzere ilerlediler ve Rumlar da kendilerine yardım
edince 13 temmuz da Bayburt'u da ele geçirdiler. Seraskar Osman paşa'nın
Hart ta {Aydıntepe}topğladığı Türk kuvvetleri ile General Burtsov kumandasındaki
Rus kuvvetleri arasında 31 temmuz 1829 günü çok kanlı bir savaş oldu.
Türk tarafından 150 kadar şehit verildi.1000 kadar Rus ta öldürüldü Ruslar
yenildi,Bu arada General Burtsov da yaralandı ve daha sonra öldü kalan
Rus kuvvetrleri ellerinde bulunan Bayburt kalesine sığındılar.8 ağustos
günü ruslar,Erzurum dan gelen Kont Paskeviç ve takviye kuvvetleriyle Hart
a bir kez daha saldırdılar.Serasker Osman paşa Sinur {Çayıryolu}Üzerinden
Kelkit'e doğru çekilmek zorunda kaldı.II Hart Ruslar kazanmış oldular
Şair Zihni nin Hart Destanı işte bu savaşı anlatmadadır.
Bu Osmanlı -Rus savaşı Edirne Antlaşmasıyla son bulmuş ve Bayburt Türklere
bırakılmışken, antlaşma haberinin doğuya geç ulaşması bir felaketle sonuçlandı
Paskeviç bütün Rus kuvvetleriyle Bayburt a saldırmış ve Türkler 2000 kadar
şehit ve yaralı vermişlerdi.Ekim 1829 da Ruslar antlaşma gereği Bayburt
u terkettiler ancak işgal sırasında kale içi mahallesi birdaha onarılmayacak
ve içinde yaşanılmayacak biçimde tahrip edilmişti.Bu arada ecdat yadiğarı
pekçok anıtda yıkılmıştı.Rusların Bu ilk işgalinin kötü izleri yıllarca
hafızadan silinemedi. Kars ve Ardahan ın uzunca bir süre işgalleri altında
kalmasında cesaret alan Ruslar Doğu anadolu illerimizdeki emellerini gerçekleştirmek
için fırsat kollamışlardır.Buralarda yaşayan Ermenilerin silahlanmasını
ve katliamlar yapılmasını sağladılar.
Nihayet I.Dünya Savaşının başlarında Osmanlı bayrağı ile Karadeniz de dolaşan
Alman Ğöben {YAVUZ}ve Breslav {MİDİLLİ} zırhlıları Rus limanlarını topa
tutunca aradıkları fırsatı buldular.1 Kasım 1914 günü Rus Ordusu Doğu
sınırlarımıza saldırdı. Rusların yanında İngilizler de açıktan açığa Ermeni
komitelerine destek sağlamış onları kışkırtmışlardı Ermeniler kitlelerle
halinde Rus taburlarında görev aldılar.İçeride kalanlarda sürekli Türklere
saldırıyorlardı.1915 de Türkleri arkadan vuran Ermenilerin toptan Irak
a zorunlu göçleri sağlanmıştır.Ancak savaşın sonunda dönenler daha düşmanca
davrandılar.Bayburt Ermeni çetelerinin eline geçti.Bayburt un en karanlık
günleriydi bu günler.Bayburt 16 Temmuz 1916 da işgal edildi.Halk Ruslardan
ve onların işbirlikçisi Ermenilerden çok zulüm gördü. Yaşlı -Genç ,kadın
erkek demeden bir çok insan ''Taşmağazalar'' a kapatılıp yakıldılar.
Türk askerlerinin ve Bayburt halkının düşmana karşı 2 Mart 1916 da başlayan
ve 5 ay süren Şanlı Kop savunması tarihine ''İkinci Plevne Destanı''olarak
geçmiştir. Bu savunma sırasında Bayburt halkının bir bölümüde Sivas,Tokat,Çorum
ilerine göçmüşlerdi.Bayburt'un üzücü düşman işgalinde 18 ay,dört gün kaldı.Kesin
olarak kurtuluşunun tarihi '' 21 ŞUBAT 1918''dir. İdari yapısını uzun
yıllar Sancak Merkezi olarak sürdürmüş olan Bayburt 5 Aralık 1887 tarihinde
özel Meclis kararıyla Erzurum a bağlı bir kaza haline dönüştürülmüştür.
Bayburt 1927 yılında Gümüşhane ye bağlanmış ve nihayet 15 Haziran 1989
tarihli ve 3578sayılı yasa ile il sıtatüsüne kavuşmuştur.
|